Bu Blogda Ara

6 Kasım 2021 Cumartesi

Erkekler Hasta Olursa





Ne zamandır kendini bu kadar kötü hissetmemişti.
Vücudunun her kemiği ayrı ağrıyordu sanki.
Bir anda olmuştu her şey.
Bu halsizlik, mide bulantısı da neyin nesiydi?
Kendisine kötü bir şey olacak diye çok korkuyordu.

Hemen bilgisayarını kapatıp işten erken çıktı.
Eve geldiğinde eşi her zamanki gibi karşıladı onu.
Ama bu kez bir fark vardı:
Yüzünde garip bir endişe…

O yüzü görünce paniğe kapıldı.
Tedirgin bir şekilde içeri girdi.

“Ne oldu? Neden öyle bakıyorsun?” dedi, çekingen bir sesle.
“Hasta mısın sen?” diye sordu eşi hemen.

İşte anlamıştı…
Bu kadar yüzünden belli olduğuna göre, durum ciddiydi.
İçinden geçirdi:
“Bayağı kötüyüm demek…
Yoksa durduk yere o meşhur tavuklu sebzeli çorbayı yapar mı?”

Ve iç sesi devreye girdi:

“İşte biliyorum kötüyüm… Her şey daha da kötü olacak.”
“Ağrılarım artıyor, hafif ateşim de var.”
“Yarın işim gücüm var ama ben kolumu bile kaldıramıyorum!”

Yine o tanıdık ses geldi kulağına:

“Oğlum, babanı yalnız bırakalım biraz dinlensin.”

“Yine tedbir alınıyor…
Bu kadın oğlumu benden uzaklaştırıyorsa,
Bir şeyleri hissetmiş demektir.”

“Niye yolluyorsun çocuğu? Bırak oynasın, bir zararı yok.” dedi, inleyen bir sesle.

“Olsun, sen şimdi güzelce dinlen.”

“Yüzünde iyi maşallah, sarı filan değil.”

“Haydaa! Ne sarısı? Ne yüzü ya?!”
“Ben daha önce sarı mı oluyordum?”

“Yok, yani… rengi iyi demek istedim.”
(“Allah’ım sana geliyorum,” diye içinden geçirdi.)

“Başım ağrıyor zaten… Halsizim çok!”

“O zaman doktora gitseydin. Hemen bir iğne yapar, toparlanırsın.”

“Sen de amma biliyorsun! Hemen doktora, hemen iğne…”

“At mıyım ben?! Normal iyileşemez miyim?”

“E biraz at gibisin… Her gün koşturuyorsun ya. Öfkeli at hatta.”

“OFFF! Sus biraz… O sesin başımda çınlıyor.”

“Eskiden bu sesi duymak için sürekli arardın,” dedi gülümseyerek.

Hafif çıkmış sakallarını kaşıyarak eşine baktı:

“Üstüme gelme bak! Kırarım kalbini.”

“İnan hiç kırılmıyor artık. Senin iyileşme tarzın bu… Alıştım yıllardır.”

İnliyordu… ama kızgın gözlerle karısına da bakıyordu.
Bir yandan da çorba hazırdı tabii.

“Hadi, soğumadan iç şu çorbanı.
İlaçlarını da al ve yat.
Sakın o hasta sesini duymayayım,”
dedi saçını okşayarak.

Annesini görmüş gibi oldu bir an.
İçinden yumuşayıverdi.
“Neye ‘tamam’ dediğimi bilmiyorum ama iyi geldi” dedi sadece.

Gece boyunca terledi.
Sabah duşunu alıp işine gitti.
Soğuk algınlığı krizi ustaca yönetildi, mutlu sonla bitti.

Eşi arkasından içinden dua etti:

“Ne olur Allah’ım, o hastalanmasın…
Ben hasta olurum onun yerine.”

Bir dahaki yazım:
"Kadınlar Hasta Olursa"
Dua ederken dikkatli olun. :)

Sevgilerimle,
Belgin Baykal

Hiç yorum yok:

Beklentinin Sessiz Yükü

Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...