Yıllardır bir uzaylı hikayesinin içindeyiz sanki.
Kimileri UFO gördü, kimileri onlarla tanıştı.
Bazı ülkelerde bu sırlar devlet politikası gibi gizlendi.
Amerika’da bir TV programı vardı:
“İster inan, ister inanma.”
Gece yarısı yayınlanırdı.
Uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden insanlar,
gözyaşları içinde anlatırlardı başlarına gelenleri.
Ama işin tuhaf yanı, hiçbirini tam hatırlamazlardı.
Sadece büyük bir ışık,
gelen bir gemi
ve sonra karanlık...
Tıpkı bizim bir yerden başka bir aleme geçişimiz gibi.
Oraya gidiş kesin ama sonrası muamma.
Kimi sadece gidiş sanıyor,
belki de çoktan gittik,
buraya yeniden doğduk.
Zihin bir yere kadar dayanıyor bu düşüncelere.
Sonrası?
Deliliğe birkaç durak kala…
Fazla kurcalamak istemiyorum.
Bir yanda konforlu hayatına bile tahammül edemeyenler,
diğer yanda hayata tutunmaya çalışanlar…
İşte o anda düşündüm:
Gerçek uzaylılar biz değil miyiz zaten?
Dışarı çıktığımda
kendimi hep yabancıların arasında buluyorum.
Farklı dünyalar, farklı diller, farklı kafalar…
Kim kime uzaylı, belli değil.
Aynı gökyüzünü paylaşıyoruz belki,
ama ne kalbimizi,
ne de acılarımızı paylaşabiliyoruz.
Ve bence,
gemileri olan uzaylılar çoktan geldi.
Hatta yönetimdeler.
Siz hâlâ gelmelerini mi bekliyorsunuz?
Boşuna…
Çünkü biz birbirimize
zaten çoktan uzaylı olmuşuz.
Belgin Baykal
ChatGPT’ye sor
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder