Bir baba nasıl anlatılır?
Ya da bir çocuğun hayatındaki etkisi nasıl tanımlanır?
Bunu bir evlat olarak yazmak daha kolay elbette.
Çünkü yaşadıklarımız, bize ipuçları verir.
Her acı tecrübe, bir sonrakine hazırlıktır.
Ve biz, benzer acılardan geçenlere zamanla yoldaş oluruz.
Baba olmak…
Hecelemek kadar kolay değildir.
Daha kendini bile tanıyamamışken,
başka bir canın sorumluluğu yüklenir omuzlarına.
Bağ yokken önce, doğduğu anda en kıymetliniz olur.
Hemen hissedilmese de çevrenin sesiyle,
"Artık babasın!" denir.
Bu yeni kimlik zamanla şekillenir.
Artık çalışması, kazanması,
ailesinin geleceğini kurması gerekir.
Oysa çoğu, bu role hazır değildir.
Sadece “böyle olması gerekiyor” düşüncesiyle bulur kendini içinde.
Bazen huzursuzlukları,
başka bir hayat arzuları,
işte bu hazırlıksız baba rolünün yansımalarıdır.
Annesi tarafından terk edilmiş bir çocuk,
babasından sevgi görebilir, evet…
Ama baba, annesizliğin eksikliğini tam gideremez.
Çünkü o da bir yanıyla hâlâ bakım işlerine yabancıdır.
Geleneksel ailelerde baba,
çoğu zaman çok bir şey yapmasa da “baba”dır.
Anne ve çevre, bu figürü idealize eder.
Babanın temel ihtiyaçları karşılaması,
evde huzuru sağlaması
ve sorunlara çözümle yaklaşması yeterlidir.
Bir çocuğa yalnızca “yanındayım” ve “sana güveniyorum” demesi bile,
onun gözünde bir kahraman olması için yeterlidir.
Bugün, çocuğuna hem annelik hem babalık yapan bizlerin de günü.
Ve elinden gelenin en iyisini yapan,
vicdanlı, sorumluluk sahibi tüm babaların…
Babalar Günü kutlu olsun.
Sevgilerimle,
Belgin Baykal

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder