Çöp Kamyonu Kanunu
Kadın taksiye binmiş ve havaalanına gitmek istediğini söylemişti.
Taksi sağ şeritte ilerlerken, siyah bir araba park ettiği
yerden aniden önlerine çıktı.
Taksi şoförü sert bir frenle aracı durdurdu; kayarak durdu
ama çarpmaktan kıl payı kurtuldu.
Siyah arabanın sürücüsü ise camdan kafasını çıkarıp küfür etmeye başladı.
Taksi şoförü ise sadece gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı.
Kadın, şoförün bu tavrına hayret etmişti.
“Adam neredeyse ikimizi de öldürecekti!
Siz nasıl böyle sakin kalabiliyorsunuz?” diye sordu.
Şoför gülümsedi:
“Çöp Kamyonu Kanunu” dedi.
Kadın şaşkındı: “Çöp kamyonu mu?”
Şoför açıkladı:
“Bazı insanlar çöp kamyonu gibidir.
İçlerinde öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı taşırlar.
Ve dolduklarında çöplerini bir yere boşaltmaları gerekir.
Bazen o kişi biz oluruz. Üstümüze alınmayalım.
Sadece gülümseyip, iyi dileklerle yollarına devam
etmelerine izin verelim.”
Bu hikâyeyi yıllar önce okumuştum, etkilenmiştim.
Ama zamanla bunun gerçekten bir "kanun" olduğunu fark ettim.
İnsan ilişkilerinin sırrını çözmüş bir teori bu.
Ama uygulaması hiç de kolay değil.
Hele hele üstüne araba süren biri karşında ukala ukala bağırırken...
Elbette her durumda bu kadar sabırlı olamayız.
Ama azına razı olup, anlayışla karşılamayı öğrenebiliriz.
Çünkü çocukluk travmaları, bastırılmış duygular,
çözülmemiş meseleler büyür ve bir yerden patlar.
Trafikte, evde, işte...
Ve bu insanlar, dokundukları herkese kendi çöplerini taşırlar.
İşte bu zincirleme iletişim kazasıdır.
Bir kişinin öfkesi, başkalarının hayatına da bulaşır.
Peki biz ne yapabiliriz?
Önce kendi içimizdeki o kızgın çocuğu susturmalıyız.
Çünkü herkes taksi şoförü kadar anlayışlı olmayabilir.
Bir gün biri, o çöpleri kafamıza boşaltabilir.
Bu yüzden öfkenin el frenini çekmeyi öğrenmeliyiz.
Geçmişte yaşadığımızları, hak etmeyen insanlara ödetmemeliyiz.
Yoksa biz de bir çöp kamyonuna dönüşürüz.
Hem kendimize hem başkalarına zarar veririz.
Sevgilerimle,
Belgin Baykal

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder