Bir an gelir ve ertelediğin ne çok şeyi fark ederken bulursun kendini.
Oradan oraya, iyilik ve yardım adına
hoyratça kendini yorarken;
sevgiyle verdiğini sandığın şeyler
zamanla içinde sessiz bir dönüşüm hâli alır.
Kimseyi suçlamadan, kimseyi yüceltmeden…
Sadece gerçeği kabul ederek yüzleşirsin.
Ve sonuç, senin istediğin gibi değilse
işte kırılma noktan tam da orasıdır.
Her şeyi sil baştan gözden geçirir,
hayatını ve kendini korumaya alırsın.
Kendin için aldığın bu karardan
şu sözler çıkar ortaya:
"Ben yardımı sevgiden yaparım.
Kendimi yok ederek değil.
Bir başkasının yükünü taşırken
kendi omuzlarımı çökertmek zorunda değilim.
Emeğimi, huzurumu ve alanımı korumak
vicdansızlık değil.
Bu, hayatta kalma biçimim."
Çünkü insan kendini tükettiği yerde
kimseye gerçekten iyi gelemez.
Ve artık şunu iyi öğrenirsin:
"Canımı yakan, beni küçülten,
sessizce eksilten yerde artık yokum.
Gücümün, niyetimin ve kalbimin anlaşıldığı yerde varım."
Bu bir kopuş değil.
Bu bir kaçış hiç değil.
Bu, kendinle yaptığın adil bir sözleşme.
Sevgilerimle
Belgin Baykal