Bu Blogda Ara

17 Şubat 2026 Salı

Hayaliniz Felaketiniz Olabilir mi?








Kimisi için hayat, açık büfe bir restoranda kendini kaybetmek gibidir.
Tabağı doluyken bile gözü alamadıklarında olur.

Yetinmeyi bilen içinse mesele daha sadedir:
Tabağının ve midesinin aldığı kadardır hayat.

İnsanın gözünü bir türlü doyuramaması bir hastalık mıydı,
yoksa öğrenilmemiş bir terbiye mi?

Hep bir başkasının hayatına bakmaktan,
başkasının sahip olduklarına özenmekten
insan kendi hayatını göremez olur.

Oysa onun hayatı da bir başkası için hayal kurma sebebidir.

Sahip oldukları yetmez bazılarına.
Ama yetmemesinin sebebi eksiklik değildir.
Kıyaslarıdır.

Gözü hep yukarıda olan insanın huzuru olmaz.
Çünkü yukarının sonu yoktur.

Daha zengin biri vardır.
Daha güçlü biri vardır.
Daha genç, daha güzel, daha gösterişli biri mutlaka vardır.

Ve kıyas başladığı yerde
şükür susar.

Oysa doymak, sahip olmakla ilgili değildir.
Doymak, kabul etmekle ilgilidir.

“Bu benim.” diyebilmekle.
“Bu bana yeter.” diyebilmekle.

Gözü hep yukarıda olan insan
bulunduğu yeri kabullenemez.
Ve kabullenemediği her yerde
yanındakini de huzursuz eder.

Çünkü sürekli bir eksik duygusu yayar etrafa.

Oysa gerçek güç
hep daha fazlasını istemek değil,
elindekini küçümsemeden görebilmektir.

Yukarı bakmak kötü değildir.
İnsan hayal kurar.
İnsan daha iyisini ister.

Ama hayal, şükrü susturuyorsa ve gözün, 
sahip olduklarını görmezden geliyorsa…

Hayal sandığın şey, eğer seni körleştiriyorsa…
bir gün seni gerçeğinle yüzleştirir.


Sevgilerimle,
Belgin Baykal





5 Şubat 2026 Perşembe

Manipülasyonsuz İlişki Olur mu?





“Bazen manipüle edildiğini sanırsın,

oysa sen de yaparsın.”


Bir noktadan sonra mesele söylenenler değil,

söylenmeyenlerin sende bıraktığı ağırlık olur.

Sürekli kendini açıklama ihtiyacı,

durduk yere gelen suçluluk,

adını koyamadığın bir huzursuzluk…

Kimse açıkça incitmez belki,

ama sen yavaş yavaş eksildiğini fark edersin.

İnsan bunu ilk başta ilişkiye yormaz.

Kendine yüklenir.

Yanlış anladığını düşünür,

fazla hassas olduğuna inanır.

Bir gün fark edersin ki

sürekli tetikte olmak,

sözlerini tartmak,

kendini küçülterek anlatmak

sevgi değildir.

Sevgi, insanın kendisiyle bağını koparmaz.

Manipülasyon ise bunu sessizce yapar;

suçlu hissettirerek,

kararsız bırakarak,

kendinden şüphe ettirerek.

İnsan tam da burada yorulur.

Çünkü karşısındakini değil,

kendi gerçeğini savunuyordur artık.

Ve bu savunma hâli bittiğinde

şunu anlarsın:

uzaklaşmak bir kayıp değildir,

bazen tek sağlıklı tepkidir.

Ama bazen insan şunu da fark etmeli:

manipüle edildiğini sandığı yerde

başkasına aynı şeyi yapabildiğini…

Hep kendine yapılanları sayarken,

kendi suskunluklarını, geri çekilişlerini,

küçük kontrol alanlarını görmez.

Her şey ona oluyormuş gibi hisseder;

kendini sadece mağdur sanır.

Oysa ilişkiler çoğu zaman

tek yönlü yaşanmaz.

İnsan hem incinir

hem incitebilir.

Ve bu fark ediş,

en sessiz ama en dönüştürücü olandır.


Sevgilerimle

Belgin Baykal



Beklentinin Sessiz Yükü

Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...