Bu Blogda Ara

yeniden başlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeniden başlamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2012 Salı

Anı Yaşamak!








Nedir Bu “Anı Yaşamak”?

Kimler gerçekten yaşar?

Kural nedir?

Annemin bir sözü vardır:
“Gittiğin yere kendi mutsuzluğunu götürüyorsan, boşuna zahmet etme.”
Ve ne kadar da doğrudur bu söz.

İçinizde cevaplanmamış sorular, geçmişin öfkesi, geleceğin kaygısı varsa…
Bunlar her gittiğiniz yere sizinle beraber geliyorsa, anı yaşayamazsınız.

Bir seyahate çıkmaya karar verdiniz.
Hava değişikliğinin iyi geleceğini düşünüyorsunuz…
Ama durun.
Kendinizi büyük bir valiz gibi düşünün.
Gerekli gereksiz ne varsa doldurun içine.
Sonra da onu taşımaya çalışın, yorulun, şikayet edin.
Dönüşte ise kendinize söylenin:
“Ne çok gereksiz şey almışım yanıma, çoğunu kullanmadım bile.”

İşte ruhun seyahati de böyle başlar.
İçine ne doldurduğumuzla ilgilidir.
Eğer yanınıza bir dolu olumsuz düşünce aldıysanız, gittiğiniz her yere o yükle varırsınız.
Ve farkında bile olmadan… manzaraları, detayları, güzellikleri kaçırırsınız.

Hayat, fazla anlam yüklenemeyecek kadar kısa.
Yediğiniz yemeği hissederek yiyin.
İçtiğiniz suyu fark edin.
Gördüğünüz yerleri şansınız sayın.

Eğer bu dünyaya bir anlam yüklemek istiyorsanız, önce kendi hayatınıza anlam katın.
Küçük şeylerden keyif almayı bilin.
Ve her gittiğiniz yere bedeninizi değil, ruhunuzu da götürün.

Burası olmadı, “Başka nereye gitsem mutlu olurum?” diye bir şey yok!
Mutluluk, sizin gözlerinizle gördüklerinizde gizlidir.
Nasıl bakarsanız, öyle görürsünüz.

Farkındalıklarınızı artırın.
Sadeleşin.
Birkaç tişört ve bir pantolonla dünyayı gezebilecek kadar hafifleyin.

Orhan Veli’nin de dediği gibi:

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava…

Eğer bunların kıymetini biliyorsanız,
İşte o zaman…
“Anınızı yaşamaya” başlamışsınız demektir.

Sevgiyle kalın,

Belgin BAYKAL

28 Nisan 2012 Cumartesi

Bile Bile Sevmek





“Bile Bile Sevmek”

Bile bile sevmek ne zordur…
Sonunu bilirken yine de körü körüne atlamaktır ateşe.
Kalp her seferinde bilir canının yanacağını ama denemekten vazgeçmez.
“Acıtır ama öldürmez” diye diye devam eder sevmelere…

Haklıdır belki de yürek, çünkü sevmek için yaratılmıştır.
Yenik düşse de duygulara,
Acılarını kendi içinde iyileştirecek kadar güçlüdür aslında.
Bazen kime, neden olduğunu bile bilmeden sever.
Bazen de sırf sevmek için…

Ve ne yazık ki iki kalpten biri farklı anlar o sevgiyi.
Aynı yere baktığınızı sanırken,
Farklı yönlerde bulursunuz kendinizi.
Aynı sandığınız şeyler bile,
Aslında ayrılıklarınızın başka bir biçimidir.

Aldığınız her nefesin aynı olduğunu sanırsınız.
Ama bir anda… değişir her şey.

“Seni seviyorum” diyen bir ağız,
O sözü yüreğinden mi söyler, yoksa sadece dilinden mi dökülür?
Bu kadar kolay mıdır severken vedalaşmak?
Yoksa sevildiğini zanneden yürek yine mi kandırılmıştır?

Kış güneşine aldanıp erken açan çiçekler gibi…
Vedalar hep emeksizdir.
Daha dün “İşte bu sensin, aradığım kişi” diyen,
Bugün başka bedenlerde başka ruhlar arar.

Ne bir yüreğe sığabilir,
Ne de söylediği sözlerin arkasında durabilir.

Ve sonra kendini “bilge” ilan eder.
Kaybettiği kişiyi “zavallı” ya da “talihsiz” ilan eder.
Çünkü o hâlâ arayıştadır… ama bulamıyordur.
Ruhları uyuşmamıştır sözde.
Kimse onu anlamamıştır.
Kendinin zor biri olabileceği hiç aklına gelmez.

Dünyaya hep eksikleri tamamlama misyonuyla bakar.
Kendisini ulaşılmaz, başkalarını yetersiz bulur.
Ve o yüzden kolay vazgeçer, kolay tüketir sevdalarını.

Bitirirken bile çabasızdır.
Tek bir cümleyle bitirir, tek başına karar verir.
Unutur ki,
Vedayı kabul eden aslında çoktan gitmiştir.

Yani…
“O”nun vedasıdır bu, senin değil.

Hiç kimse vazgeçilmez değildir.
Biraz acı, biraz sızı… derken:
“Merhaba yeni hayat!” diyecek gücü bulur insan kendinde.

İlişkilerinizi gerçekten sizi hak eden insanlarla yaşayın.
Zorlamayın. Oldurmaya çalışmayın.
Ve unutmayın:
Olmuyorsa... aşksızlıktan ölmezsiniz ya.

– Belgin BAYKAL

Beklentinin Sessiz Yükü

Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...