Gerçekten kimiz biz?
Her geçen gün, hem değerlerimizden hem birbirimizden uzaklaşıyoruz.
Daha çok şeye sahip oluyoruz ama daha az kişiyle görüşüyoruz.
İnsanlara güvenmiyoruz ama kendi güvenilirliğimizi sorgulamıyoruz.
Herkesi çıkarcı, menfaatçi görüyoruz ama kendimizi
her şeyin dışında tutuyoruz.
Herkesten anlayış bekliyoruz, ama kimseye
göstermeye yanaşmıyoruz.
Sevgi istiyoruz… bolca.
Ama sevmeye gelince temkinliyiz, koşullu ve ölçülüyüz.
Saygı görmekte çok hassasız;
ama saygı göstermeye gelince “Neden göstereyim ki?”
diye düşünüyoruz.
Her konuda konuşuyoruz, fikir belirtiyoruz,
ama “Hadi sen yap” denildiğinde ortadan kayboluyoruz.
Talep etmekte cömert, vermekte cimri hâle geldik.
Duygularımız bile sahteye dönüştü.
Bütün bunları düşündüğümde,
insanın bakışı bulanıyor.
Neyi, neden ve kimin için yaptığımızı gerçekten bilmiyoruz artık.
Bulunduğumuz ortamlarda yapay bakışlar,
ezber gülüşler arasında kayboluyoruz.
Ve fark etmeden biz de bu sahteliğe uyum sağlıyoruz.
Gerçekten hissettiklerimiz çevremizi oluşturuyor.
Diğerleri ise “ötekiler” olarak kenara çekiliyor.
Hemen sınırlar çiziyoruz, önyargılarla duvarlar örüyoruz.
Tanımadığımız insanlar için kolayca hüküm veriyoruz.
Sonra da yalnızlıktan yakınıyoruz.
Ama kendimize şu soruyu sormaya bir türlü cesaret edemiyoruz:
“Ben insanlara ne veriyorum?”
Herkesten ilgi, saygı, sevgi, anlayış bekliyoruz…
Ama ne kadarını verebiliyoruz?
Çünkü oyunun başrolü her zamanki gibi:
Ego.
Küçücük bir iyilik yaptığınızda,
havamızdan geçilmiyor.
Sanki dünyayı kurtarmışız gibi…
Ama bir dakika sonra neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.
Bir felaket, bir kayıp, bir gerçeklik…
Ve bir anda; sizi “siz yapan” ne varsa kaybolabilir.
Unvanlar, statüler, servet…
Ve tabii ego da gider.
Hayat bu kadar pamuk ipliğine bağlıyken,
neden hâlâ bu kadar yapay şeylerin peşindeyiz?
Bugün çok istediğiniz şeyler,
yarın sıradanlaşacak.
O yüzden asıl mesele,
sahip olduklarınızın kıymetini bilmek
ve onunla gerçek bir hayat yaşamak.
Gerçekten sevin.
Gerçekten sarılın.
Gerçekten üzülün.
Gerçekten öfkelenin.
Ama ne yapıyorsanız, gerçekten yapın.
Çünkü sahte olan her şey,
ne kadar saklarsanız saklayın,
karşı tarafa geçer. Hissedilir.
Her şey doğasında güzeldir.
Siz de gerçek olun.
“Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken,
sen ‘hiç’ ol.
Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı;
Nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluksa,
İnsanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.”
— Hz. Mevlâna
Sevgilerimle,
Belgin BAYKAL

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder