Bu Blogda Ara
30 Temmuz 2022 Cumartesi
Candan Severiz Biz?
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
10 Temmuz 2022 Pazar
Hanginiz Çok Sevdi
Ansızın bir kapı çalar,
Aşkın sesini nerede olursa tanır kalp.
Uzun ara vermiş, dinlenmiş kalpler
Hazırdır yeniden buluşmaya.
Sonunu düşünmez her zaman...
Hani “Bir kıvılcım yeter, hazırım bak” der ya Sezen,
İşte tam da öyle başlar.
Önce aynılıktan doğar her şey,
Nasıl da heveslidir ruhlar ortak zevkler bulmaya.
Sanki diğer yarısını bulmuş gibi sevinir insan,
Başlar umutlar ekmeye…
Ama o duygular,
İki kişide aynı derinlikte yaşanmaz.
Sevmeyi bilen insan,
Nasıl güzel seveceğini de bilir.
Gösterir tüm içtenliğiyle;
Neyi saklayacaktır ki?
Aşk, oyun değildir.
Seviyorsan, seviyorsundur.
Ama işler her zaman öyle gitmez...
Sevmeyi bilmeyen biriyle karşılaştığında,
Kendi hislerini ona öğretmeye çalışırsın.
Her anlamsızlığı anlamlandırır,
Olmayanı oldurmaya uğraşırsın.
Ve onun gözünde sadece
“vazgeçilemeyen biri” olursun.
Yine başlar en kötü hastalık:
Gereksiz ego şişmesi.
Oysa aşk ortak alanda yaşanır.
Kimin daha çok sevdiği değil,
Kimin daha çok emek verdiği belirler sonu.
Ve bazen...
Sevgi fazla gelir.
İleriye dönük taramada,
Bunun hep böyle süreceğini anlarsın.
Çekersin kendini.
Uzmanlaşırsın uzaktan sevmelere…
Zararsızdır çünkü.
“Seven insan bırakmaz” derler ya,
Oysa bazen en çok seven gider.
Daha fazla yaralanmamak için.
Büyük değişime hazır değildir kalan da giden de.
Ve aşk, belki de en güzel yerinde biter.
“Zaten bir gün bitecekti” diyerek avunur kalbin.
Gerçekte kim daha çok sevmiş,
Ne fark eder?
Giden de kalan da aynıdır aslında.
Aşkları "kim daha çok sevdi?" değil,
"Kim daha çabuk vazgeçti?" belirler.
Sahipsiz kalır nadir duygular…
Beklersin bir süre,
Dinlendirirsin ruhunu.
Ve sonra teşekkür edersin…
Yorulmadığın, daha fazla acı çekmediğin için.
Sen toparlarsın kendini,
Ama o, yeni başlar belki daha çok sevmelere.
Aşk bu…
Oyun sevmez.
Saygı gösterin geldiğinde.
Sevgilerimle,
Belgin Baykal
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
7 Temmuz 2022 Perşembe
Siz Hiç Çocukluğunuza Rastladınız mı?
Sıcak bir günde, kitabımı ve kulaklığımı alıp havuza gittim.
Ama gözlüğümü evde unutmuştum.
Kimsenin olmaması her zamanki gibi tercihimdi.
Koca alanı beş kişi kullanıyorduk.
Gözlüğümün olmayışı, sadece müzik dinlememe
ve etrafı gözlemlememe neden oldu.
Evden çıkarken her zamanki o “ne unuttum acaba?”
sorusu yine karşıma çıkmıştı.
Bu defa gerçekten iyi ki unutmuşum…
Çünkü o küçük kızı kaçırmak istemezdim.
Küçük Ela, kendi hazırladığı çantasıyla gelmişti havuza.
Havlusunu itinayla bir şezlonga serdi.
Çantasından havuz gözlüğünü ve şnorkelini çıkardı.
Sonra etrafına hiç aldırmadan koştu, duş aldı ve havuza atladı.
Sıcak mı, soğuk mu hiç umursamıyordu.
Zorunlu yüzücü gibiydi.
Üşüdüğünü bile belli etmiyordu.
O kadar kendine hakimdi ki…
Suyun içinde özgürlüğünü ilan etmiş gibiydi.
Oradan oraya savruluyor, defalarca atlama denemeleri yapıyordu.
Kendine “oldu” onayını verene kadar da pes etmiyordu.
Yanına gelen başka bir kıza aldırmadan
oyununa devam etti.
Sonra yorulup çıktı.
Havlusuna sarındı, kurulanıp oturdu.
Çantasından güneş kremini çıkarıp büyük bir dikkatle sürdü.
Her hareketi o kadar bilinçliydi ki…
Sanki küçük bir yetişkin.
Yaşı tahminimce 8, belki 9'du.
Ama davranışları yaşından çok ileriydi.
Sonra kendini güneşe bıraktı.
Beyaz teni yanar mı diye endişelendim.
Ama o kadar huzurluydu ki, karışamadım.
Ona dikkatle bakarken,
yüzündeki gülümseme bir yerlerden tanıdık geldi.
Sonra fark ettim…
Ben yıllar sonra çocukluğumla karşılaşmıştım.
Psikologlar hep der ya,
“Geçmişteki o çocuğa git, sarıl.”
Benimse terapiye gitmeme bile gerek kalmamıştı.
Çünkü o çocuk yanımdaydı.
Sorumluluklarının farkında,
az hata, çok bilinç ve huzurlu bir yaşam arayan…
Birazdan havuzdan bunaldığım için içeri geçtim.
Sonra duş bölümünde tekrar karşılaştık.
Yanına bir arkadaşı gelmişti.
O bu kez onun eşyalarını toparlıyordu.
–“Şampuanı yine duşta bıraktın değil mi?” dedi.
Ve göz açıp kapayıncaya kadar buldu getirdi.
Arkadaşı ise onun kadar farkında değildi hiçbir şeyin.
Daha bağımlı, daha dağınık ve oldukça çekingen görünüyordu.
Artık dayanamadım, konuşmalıydım onunla.
İçimden bir ses “Bu çocuk kesin kova burcu” diyordu.
–“Ela, senin burcun ne?” dedim.
Şaşırarak baktı bana, şnorkelini yıkarken.
–“Kova burcuyum ben,” dedi o tatlı gülümsemesiyle.
İçimde bir şey kıpırdadı.
–“Biliyordum!” dedim.
“Ben de kovayım. Seni havuzdan beri gözlemliyorum biliyor musun?
Ne kadar sorumluluk sahibisin, hayran kaldım.”
Nazikçe sordu:
–“Sizin doğum gününüz ne zaman?”
–“6 Şubat,” dedim.
–“Aaa benimki de 6 Şubat!” dedi.
“Yalnız kışın doğduğum için biraz üzgünüm,
çünkü herkes ara tatilde oluyor.”
Onun derdi başkaydı, ben ise bu büyülü tesadüfün izindeydim.
Neden çocukluğumla karşılaşmıştım?
Neden bugün?
Ela yanımdan ayrılırken bana daha birçok şey anlattı:
Arkadaşını, dayısını, yengesini…
Gevezeliği bile bana benziyordu.
Ben de çocukken, evde olan biten ne varsa
yakınlık kurduğum kişilere anlatırdım.
Ah Ela…
Artık çocukluğumu özlediğimde seni hatırlayacağım.
Umarım bir gün yeniden karşılaşırız,
geleceğin yorgun ama huzurlu kızı.
Sevgilerimle,
Belgin Baykal
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
2 Temmuz 2022 Cumartesi
Hoş geldin Sen
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
28 Haziran 2022 Salı
‘Çöp Kamyonu Kanunu’ Duydunuz mu?
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
18 Haziran 2022 Cumartesi
Babalar Gününüz Kutlu Olsun
Bir baba nasıl anlatılır?
Ya da bir çocuğun hayatındaki etkisi nasıl tanımlanır?
Bunu bir evlat olarak yazmak daha kolay elbette.
Çünkü yaşadıklarımız, bize ipuçları verir.
Her acı tecrübe, bir sonrakine hazırlıktır.
Ve biz, benzer acılardan geçenlere zamanla yoldaş oluruz.
Baba olmak…
Hecelemek kadar kolay değildir.
Daha kendini bile tanıyamamışken,
başka bir canın sorumluluğu yüklenir omuzlarına.
Bağ yokken önce, doğduğu anda en kıymetliniz olur.
Hemen hissedilmese de çevrenin sesiyle,
"Artık babasın!" denir.
Bu yeni kimlik zamanla şekillenir.
Artık çalışması, kazanması,
ailesinin geleceğini kurması gerekir.
Oysa çoğu, bu role hazır değildir.
Sadece “böyle olması gerekiyor” düşüncesiyle bulur kendini içinde.
Bazen huzursuzlukları,
başka bir hayat arzuları,
işte bu hazırlıksız baba rolünün yansımalarıdır.
Annesi tarafından terk edilmiş bir çocuk,
babasından sevgi görebilir, evet…
Ama baba, annesizliğin eksikliğini tam gideremez.
Çünkü o da bir yanıyla hâlâ bakım işlerine yabancıdır.
Geleneksel ailelerde baba,
çoğu zaman çok bir şey yapmasa da “baba”dır.
Anne ve çevre, bu figürü idealize eder.
Babanın temel ihtiyaçları karşılaması,
evde huzuru sağlaması
ve sorunlara çözümle yaklaşması yeterlidir.
Bir çocuğa yalnızca “yanındayım” ve “sana güveniyorum” demesi bile,
onun gözünde bir kahraman olması için yeterlidir.
Bugün, çocuğuna hem annelik hem babalık yapan bizlerin de günü.
Ve elinden gelenin en iyisini yapan,
vicdanlı, sorumluluk sahibi tüm babaların…
Babalar Günü kutlu olsun.
Sevgilerimle,
Belgin Baykal
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
10 Haziran 2022 Cuma
Uzaylılar Geldi mi?
Yıllardır bir uzaylı hikayesinin içindeyiz sanki.
Kimileri UFO gördü, kimileri onlarla tanıştı.
Bazı ülkelerde bu sırlar devlet politikası gibi gizlendi.
Amerika’da bir TV programı vardı:
“İster inan, ister inanma.”
Gece yarısı yayınlanırdı.
Uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden insanlar,
gözyaşları içinde anlatırlardı başlarına gelenleri.
Ama işin tuhaf yanı, hiçbirini tam hatırlamazlardı.
Sadece büyük bir ışık,
gelen bir gemi
ve sonra karanlık...
Tıpkı bizim bir yerden başka bir aleme geçişimiz gibi.
Oraya gidiş kesin ama sonrası muamma.
Kimi sadece gidiş sanıyor,
belki de çoktan gittik,
buraya yeniden doğduk.
Zihin bir yere kadar dayanıyor bu düşüncelere.
Sonrası?
Deliliğe birkaç durak kala…
Fazla kurcalamak istemiyorum.
Bir yanda konforlu hayatına bile tahammül edemeyenler,
diğer yanda hayata tutunmaya çalışanlar…
İşte o anda düşündüm:
Gerçek uzaylılar biz değil miyiz zaten?
Dışarı çıktığımda
kendimi hep yabancıların arasında buluyorum.
Farklı dünyalar, farklı diller, farklı kafalar…
Kim kime uzaylı, belli değil.
Aynı gökyüzünü paylaşıyoruz belki,
ama ne kalbimizi,
ne de acılarımızı paylaşabiliyoruz.
Ve bence,
gemileri olan uzaylılar çoktan geldi.
Hatta yönetimdeler.
Siz hâlâ gelmelerini mi bekliyorsunuz?
Boşuna…
Çünkü biz birbirimize
zaten çoktan uzaylı olmuşuz.
Belgin Baykal
ChatGPT’ye sor
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Beklentinin Sessiz Yükü
Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...
-
Geçen gün gözüme bu cümle çarptı ve üzerinde yazı yazacak kadar düşündüm. "Anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan...
-
Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanlardandır. Bazıları 70 yıl kadar yaşar. Ama bu uzun ömür için, 40 yaşına gel...
-
Aile terapisti Dr. Susan Mandel, “Erkeklerin aldatmakla ilgili sorunları şu: Erkekler kadınlar gibi ilişkilerde yapıcı ve iletiş...




