Bu Blogda Ara
30 Temmuz 2013 Salı
Haksız Kazanç Değil mi?
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
12 Ağustos 2012 Pazar
Bir Yüreğin Şarkısı: Sezen Aksu
Geçen akşam açık hava konserinde,
o minicik bedeninde koca bir yürekti Sezen AKSU.
Hayranları ona “Sen kraliçesin, sen en büyüksün” derken,
onda büyük bir mahcubiyet vardı.
“Anlamıyorum sizin bu sözlerinizi ve inanın çok utanıyorum” diyordu.
Yıllardır sahnelerde, yere göğe sığdırılamamış ama
onun karakterine hiç yansımamıştı şanı, şöhreti…
Ne kadar “Yalnızlık” şarkısı yazsa da,
hissederek yazmadığı tek kısım dostluklarına dair olanı olmalıydı.
Konserinde vazgeçemediği orkestrası, vokalleri ve tüm yardımcıları
o kadar candan ve yürekten yanındalardı ki, bunu anlamamak mümkün değildi.
Sezen Aksu olmak kolay değildi. Karşılıklı yapılan bir alışverişti aramızda…
Tüm acıları en derinlerinde yaşarken üretmekten vazgeçmemiş,
bütün aşkların dile gelmiş haliydi o.
Onun şarkılarıyla her duygumuzun akortlarını yaptık.
Onunla sevindik, onunla üzüldük, onunla ağladık.
Tek ezberleyebildiğim şarkılar onun şarkılarıydı.
Bu da onun bir başka farkıydı işte.
Her yaşadığım duyguyu kendime has sanırken,
Sezen o duygular üzerine şarkılar yapmıştı.
Kaybolan yılları olsa da yaşanmamış duyguları yoktu anlaşılan.
Ne kadar kabul etmese de bizim ve tüm aşk şarkılarının kraliçesidir o.
Sussan olmuyor susmasan olmaz
Dil dursa Hakim Bey tende can durmaz
Yazsan olmuyor yazmasan olmaz
Kaleme tedbir koma tek durmaz,
(18 yıl önce Sezen Aksu yazmış bunun sözlerini ve yeni meşhur olmuş.
Konserinde gülerek anlatıyor “ya ölseydim de göremeseydim bu günleri diye.” :)
Sen çok yaşa Sezen…Yaşa ki hep üret…
Sevgilerimle,
Belgin BAYKAL
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
12 Haziran 2012 Salı
Eski Dostları Dinleyip Hüzünlenenlerden misiniz?
Unutulmuş birer birer
Eski dostlar, eski dostlar
Ne bir selâm ne bir haber
Eski dostlar, eski dostlar
Bu şarkı başladığında…
Bütün eller kilitlenir, bütün gözler buğulanır.
Kalpte saklanan hatıralar birer birer su yüzüne çıkar.
Dostu olmayanlar bile dostu varmış gibi hisseder o anda.
Öyle sihirli bir şarkıdır.
Hayatta her şeyin sahibi olabilirsiniz…
Ama dostunuz yoksa, eksiksinizdir.
Bir insanı hayatınızda tutamamışsanız,
ya da onun hayatında kalamamışsanız…
İçinizde hep “yarım kalmış” bir şey olur.
“Hiç dostum yok” diyenler çoğu zaman karşı tarafı suçlar:
Beni anlamadı, beni hak etmedi…
Ama işin gerçeği bu mudur?
Gerçek bir dostluk için iki taraf da emek vermeli.
İyi günde yanında olmak kolay…
Peki ya kötü günde?
Onun sevincine, acısına kalpten ortak olabildiniz mi?
Sözleriniz, duruşunuz, bakışınız onunla birlikte miydi?
Eğer dostunuzun başarısı sizi rahatsız ediyorsa,
Sahip olduklarına imreniyor ve mutsuz oluyorsanız…
O zaman kendinize dürüst olun:
Dostluğu bilmiyorsunuz.
Samimiyet bulaşıcıdır.
Siz içtenseniz, o da olur.
Ama içten değilseniz, gözleriniz sizi ele verir.
Sevilip sevilmediğinizi, önemsenip önemsenmediğinizi…
Bakan gözler söyler size.
Unutmayın:
Dost olamayanın dostu da olmaz.
Vefa ve içtenlik, en temel iki değerdir.
Kusurlarınız varsa, onları fark edin ve düzeltmeye çalışın.
Geçmişi ayıplamak, insanı ileriye taşımaz.
Dün yanlış yaptıysanız, bugün değişin.
Önemli olan sabah çıktığınız yolda, akşam da yürümeye devam edebilmektir.
Sevgiyle ve dostlukla kalın.
Belgin BAYKAL
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
17 Mayıs 2012 Perşembe
Ne Zaman Emekli Olacağım?
çalışanların dilinden düşmeyen ortak bir umut hedefi.
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Magazin mi, Mahremiyet mi?
Gündemdeki aşklar ve skandallar sanki hepimizi çok yakından ilgilendiriyor.
"Kim kiminle birlikte?",
"Evlenmiş mi, ayrılmış mı?",
"Hamile mi, değil mi?",
"İlk sevgilisi kimmiş?",
"Kaç kişiyle beraber olmuş?"
Bu sorular ekran başında hepimize sorulmuş gibi izliyoruz magazin programlarını.
Oysa gerçekten bu kadar ilgilenmemiz gerekiyor mu?
Magazin haberlerine bakıyorum da…
İyi ki ünlü biri olmamışım!
Gerçekten bu kadar sabırlı olamazdım.
Yakın bir arkadaşımla yemeğe çıksam,
Ertesi gün gazetelerde sevgili olarak uyansam…
Ayağım burkulup yanlışlıkla birinin koluna tutunsam,
"Çok içti, ayakta duramıyordu!" diye başlık atılsa…
Her gün gerçekle ilgisi olmayan bir haberle güne başlamak…
Evet, magazin haberciliği 'ne kadar abartı, o kadar reyting' formülüyle iş yapıyor.
Ama o insanların bir hayatı, bir ailesi, bir mahremiyeti var.
Ve bazıları gerçekten sadece işini yapıp sahneden inmek istiyor.
“Onları biz ünlü yaptık, istediğimiz gibi haber yaparız” yaklaşımı,
zorbalıktan başka bir şey değil?
Evet, kameraların ilgisini seven ve her fırsatta görünmek isteyen isimler var.
"Şurada olacağım, gelin beni çekin!" diyenler…
Onların haberini yapın, ne istiyorlarsa versinler size.
Ama sırf tanınıyor diye, sokakta yürürken bir fotoğrafını
ya da videosunu çekmek,
sürekli özel hayatına müdahale etmek…
Bu çok hazmedilir bir şey değil.
Işıl ışıl görünen hayatların bedeli de ağır oluyor.
Yediğiniz, içtiğiniz, sevdiğiniz, güldüğünüz, ağladığınız...
Her şeyiniz ortak alan oluyor.
Bir sabah baş ağrısıyla kalksanız bile görenler için haber oluyor.
“X çok bitkin görüntülendi.”
Ve maalesef bazı insanlar bu haberlere koşulsuz inanıyor.
O yüzden basın özgürlüğü kadar, mahremiyete de saygı olmalı.
Ünlü olmak, özgürlüğünden vazgeçmek zorunda kalmak değildir!
Bu baskılardan bunalan birçok isim, çareyi yurt dışında,
özellikle Amerika’da buluyor.
Basın mensupları biraz da empati yapmalı.
Haber başlığı atmadan önce iki kere düşünmeli.
Magazin sadece eğlence değil, aynı zamanda etik olabilir.
Birinin utancı, mahcubiyeti ya da mutsuzluğu,
sizin mesleki "başarınız" olmasın.
Sevgiyle kalın,
Belgin BAYKAL
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Eğitim Sistemimiz Nereye Gidiyor?
Eğitim ve öğretim sisteminde alınan ani kararlarla,
milyonlarca gencin ve yeni eğitim hayatına atılan
çocuklarımızın geleceği ciddi anlamda etkileniyor.
Bir dönem "Dershaneler kapatılacak!", sonra
"Sınav sistemi değişiyor!", ardından "Uzaktan eğitime geçiyoruz!",
şimdi de "Etüt merkezleri, online platformlar ve
özel derslerle destekleyin" deniliyor.
Ama hâlâ ne öğrenciler ne öğretmenler bu değişikliklerin hızına yetişebiliyor.
Bir yandan EBA, online dersler, pandemideki kopukluklar derken,
diğer yandan LGS, YKS gibi tek bir güne sıkıştırılmış
sınavlarla geleceğini belirlemeye çalışan bir nesil büyüyor.
Çocuklar neye inanacağını şaşırdı.
Kimliklerini tanımadan, ailelerinin beklentileri ve sistemin baskısıyla
baş etmeye çalışıyorlar.
Devlet okullarında eğitim kalitesi eşit değil.
Birçok öğretmen, maddi tatminsizlik nedeniyle kendini geliştirmek yerine
özel derse yöneliyor.
Çocuklar, okulda öğrenemediklerini sosyal medyada videolarla ya da özel platformlarla tamamlamaya çalışıyorlar.
Yabancı dil bilgisi hâlâ "hello-how are you" seviyesinde,
matematik dört işlemden ibaret,
tarih ezber, coğrafya haritasız...
Türkçe ise sosyal medyada katlediliyor.
Noktalama işaretleri, büyük harf kuralları neredeyse kullanılmaz hale geldi.
Eğitimin temel amacı, sadece sınav kazandırmak değil, ahlaklı,
üretken, sosyal bireyler yetiştirmek olmalı.
Sınavlar bu kadar belirleyici olmamalı.
Gençler, tüm bir yılı sadece 3 saatlik sınav için yaşıyor.
Sınav günü mide spazmı geçirenler, bayılanlar, kaygıdan uyuyamayanlar
geleceğini bu sistemle belirliyor.
Aile baskısı, "başarılı ol" cümlesinin ardına gizlenmiş hayal kırıklıklarını da beraberinde getiriyor.
Eğitimde önce altyapı oluşturulmalı.
Pilot uygulamalar yapılmalı. Avrupa ülkeleri bu konuda örnek alınmalı.
Öğrenciler yeteneklerine göre yönlendirilip desteklenmeli.
Ve en önemlisi: Çocuklarınızdan robot gibi davranmalarını beklemeyin.
Onlara değer verin, sevgi gösterin, mutlu olmalarını önemseyin.
Klasik nasihatlerle değil, birlikte zaman geçirerek yol gösterin.
Renkli, anlayışlı, esprili olun. Eğitimi birlikte yaşayın.
Unutmayın, her şey sizin elinizde.
Hepinize kolay gelsin, iyi dersler:)
Belgin BAYKAL
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Ne Kadar Samimisiniz?
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Beklentinin Sessiz Yükü
Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...
-
Geçen gün gözüme bu cümle çarptı ve üzerinde yazı yazacak kadar düşündüm. "Anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan...
-
Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanlardandır. Bazıları 70 yıl kadar yaşar. Ama bu uzun ömür için, 40 yaşına gel...
-
Aile terapisti Dr. Susan Mandel, “Erkeklerin aldatmakla ilgili sorunları şu: Erkekler kadınlar gibi ilişkilerde yapıcı ve iletiş...






