Bu Blogda Ara
16 Mayıs 2019 Perşembe
Düşler ve Gerçekler!
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
23 Nisan 2019 Salı
Kadın mı Zor, Erkek mi?
Hayatta en zor ve en keyifli şey ne deseler,
herhalde “Kadın olmak” derdim.
Bir kadının gücü, yüreği, sevdası, analığı, evlatlığı,
arkadaşlığı, desteği, fedakârlığı, ileri görüşü, sağduyusu,
sabrı ve her zorluğa karşı ayakta durabilmesi
kadına has bir durum gibi geliyor.
Tabii ki istisnaların olduğunu da unutmamak gerekir.
Ama biz çoğunluktan ve genel durumdan bahsediyoruz.
Hayatta en zor ve en keyifli şey ne deseler,
herhalde “Kadın olmak” derdim.
Bir kadının gücü, yüreği, sevdası, analığı, evlatlığı,
arkadaşlığı, desteği, fedakârlığı, ileri görüşü, sağduyusu,
sabrı ve her zorluğa karşı ayakta durabilmesi
kadına has bir durum gibi geliyor.
Tabii ki istisnaların olduğunu da unutmamak gerekir.
Ama biz çoğunluktan ve genel durumdan bahsediyoruz.
Erkekler kadını çok sever gibi gözükse de,
kadın en çok nefret ettiklerinin arasındadır.
Trafikte sevmez, iş hayatında sevmez,
çok aradığında sevmez, aramadığında sevmez,
kıskanmadığında sevmez, kıskandığında sevmez…
Fikri olmadığında sevmez, fikir verdiğinde sevmez,
yemek yapmadığında sevmez, oyunda yenilince sevmez,
başkasıyla konuşurken hiç sevmez.
Genelde kadınlar için,
“Hiçbir şeyle mutlu olmuyor.” deseler de,
kadınları da kolay kolay aratmazlar.
Bir kadından beklenti çok büyüktür.
Kadınların mükemmel erkek arayışı gibi,
onlar da mükemmel kadın ararlar.
Basit gibi görünseler de
kendi dünyalarında onlar da karışıktır.
Anlaşılmak isterler
ama anlamak konusunda çok yetenekli değillerdir.
Erkek olmak, duyguları saklayarak yaşamayı öğrenmektir.
Güçlü olmak zorundaymış gibi davranıp
çoğu zaman yalnız kalmaktır.
“Bir şey yok” diyen cümlesine
koca bir dağ sığdırmaktır.
Sevmeyi bildiği hâlde,
göstermeyi öğrenememiş olmaktır bazen.
İki tarafın da birbirinden çok farkı yoktur aslında.
Tüm bu zorlukları düşününce
yine de kadın olmak… başka bir şey.
Hem kırılgan hem güçlü,
hem çocuk hem anaç,
hem suskun hem anlatan…
Bazen yalnızlığında saklanan,
bazen kalabalıkta sesi duyulmayan…
Kadın olmak,
görünenden çok daha fazlası olmaktır.
Sevildiğinde hayatı yeşerten,
değersizleştirildiğinde kendini bile unutan bir hâl...
Bir kadının gerçek değerini bilenin
hayatı kolay olur.
Ama onu anlamayanın,
tüm ömrü eksik geçer.
Sevgiyle kalın,
Belgin Baykal
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
19 Nisan 2019 Cuma
Teşekkür Etmek Gerek Hayata!
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
14 Nisan 2019 Pazar
Eşinden Boşanan Çocuğundan da Boşanır mı?
En ufak sevgisini ve ilgisini bile esirger o masum kalplerden.
O zaman düşünürsünüz, nasıl bir insan
çocuğundan da boşanabilir diye.
O çocuğun günahı nedir?
Kendi talebi olmaksızın dünyaya gelen bir masumdur.
Yanlış kararlar ve yanlış seçimler o çocuğu suçlu kılar.
Hayatı boyunca hep bir yerlerde bir şeyi eksik kalır.
Hiçbir zaman kendisini tam hissedemez.
Adını koyamadığı birçok duygunun altında ezilir.
Anne ve babasının ayrılığını anlamıştır ama
kendisiyle olan ayrılığı bir türlü kavrayamaz.
Bu hayatı ya da bu ebeveynleri hak edecek ne yapmıştır?
Tek suçu, onların çocuğu olmasından başka bir şey değildir.
İşte bu eksikliklerle büyüyen çocukların karşısına,
yıllar sonra çıkan anne ve babalar,
nasıl bir düşünce tarzıyla geçer karşısına:
“Ben senin annenim.”
“Ben senin babanım.” der…
En zor zamanlarında,
en çok ihtiyaç hissedildiği anlarda
kendi bencilliklerinden yanında olmayan kişiler,
çocukları iyi yerlere gelip para kazanınca
ya da kendileri elden ayaktan düşüp bakıma muhtaç olunca,
karşılarına çıkıp rahatça evlat olmalarını talep edebiliyorlar.
Kendileri anne baba olamadan,
karşı taraftan evlatlık görevlerini yapmasını beklemek,
nasıl bir bencilliktir?
İşte bu aşamada çocuğun yine yükümlülükleri bitmez.
Bu sefer vicdanı ve haklılıklarıyla sıkışır kalır.
Kendisini yine kötü hisseder.
Bir yanı nefret ederken,
diğer yanı acıma ve yardımdan yanadır.
Yani o boşanmadan sonra,
kendisini hiçbir zaman tam olarak iyi hissetmez.
Çocuklarınıza ayrıldıktan sonra bunları yaşatmayın.
Onların kalplerinde büyük kırgınlıklar yaratmayın.
Eşinizden boşanabilirsiniz,
ama çocuğunuzdan asla boşanamazsınız.
O çocuğun kırgınlıkları ve beklentileri,
sizin hayattaki bütün başarılarınızı engeller.
Hiçbir zaman mutlu olamazsınız.
Çocuk, Allah’ın herkese nasip etmediği çok özel bir ödüldür.
O bir emanettir.
Siz de o emanetlerinize en iyi şekilde sahip çıkmak zorundasınız.
Çocuklarınızdan esirgediğiniz her sevgi ve zaman,
gün gelir veremediğiniz hesabınız olur.
Sevgilerimle,
Belgin Baykal
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Erkekler Aldatmalı mı? Gerçekten!
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
31 Ocak 2019 Perşembe
Haberler mi?
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
12 Ocak 2019 Cumartesi
Bana Duymak İstediğimi Söyle!
Hayatın her evresinde
onay ve takdir bekleriz.
Bu beklenti zamanla
bizi başkalaştırır, değiştirir.
"İyi çocuk-kötü çocuk"
oyunu ile başlar her şey.
Ödüller, kıyaslamalar,
takdir ya da hayal kırıklığı…
Herkesin çocuğu
bizimkinden hep daha iyidir.
Kimse eksikleriyle övünmek
ya da görmek istemez.
90 alsan bile
100 alanla kıyaslanırsın.
Gönülsüz bir yarışta bulursun kendini.
Terini silerler, ortamı hazırlarlar,
kendi hırslarıyla koştururlar seni.
Yarışı kazanırsan,
onay alırsın bir güzel.
Çevren, ailen, toplum
sana farklı davranır hemen.
Övgülerle anılırsın
gittiğin her ortamda.
Karakterin bile
bu onaylarla şekillenir fark etmeden.
Bazıları başarıyla
insanlıktan uzaklaşır.
Kariyer yapar ama
ahlakı kaybeder yolda.
Bazıları hem yürür
hem kendinden vazgeçer yavaşça.
Sırf olumlu onay alabilmek için
kendi ruhunu unutur.
Birileri de vardır
sessiz, sade ama tertemiz kalan.
Kariyerle değil,
insanlığıyla örnek gösterilir.
Bazıları ise reklam ustasıdır,
gösterişin efendisidir.
İlişkileri çıkarla doludur,
egosu büyük, özü küçüktür.
Daha çok pohpoh ister,
ona göre çevre kurar.
Sonuç?
Yine onay peşinde koşarız durmadan.
Kötü onay bile
bir tür dikkat çekme şeklidir.
"Sen bir işe yaramazsın"
bile bir onaydır.
Gün gelir bu onayları
reddetmek isteriz.
Ama "önemsemiyorum" derken bile
yine bir onay bekleriz.
"Umurumda değil" dediğimizde bile
bir takdir gizleriz içinde.
Ben şimdi bunları yazarken
sizden onay bekliyorum.
Yoksa neden yayınlayayım,
saklardım kendime düşüncelerimi.
Onay beklemek
bazen gelişim için gereklidir.
Sadece istediğini söyleyenlerle görüşürsen
ilerleyemezsin.
Seni oyalarlar,
geçici mutlu ederler sadece.
Gerçeklerin saklı kalır
ve içten içe mutsuz olursun.
Kendini ikna edemediğin sürece,
dışarıdan gelen her söz boştur.
Kalbine bak,
düşüncelerine ve davranışlarına dikkat et.
Temiz kaldığına inanıyorsan,
o zaman güçlüsündür.
İnanamıyorsan,
etrafına "evet" diyenleri doldurursun.
Ve hayat fısıldar sana şu sloganı:
"Bana duymak istediğim şeyleri söyle!"
O zaman görüşelim seninle…
Sevgilerimle,
Belgin Baykal
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Beklentinin Sessiz Yükü
Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...
-
Geçen gün gözüme bu cümle çarptı ve üzerinde yazı yazacak kadar düşündüm. "Anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan...
-
Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanlardandır. Bazıları 70 yıl kadar yaşar. Ama bu uzun ömür için, 40 yaşına gel...
-
Aile terapisti Dr. Susan Mandel, “Erkeklerin aldatmakla ilgili sorunları şu: Erkekler kadınlar gibi ilişkilerde yapıcı ve iletiş...
