Bu Blogda Ara
30 Temmuz 2013 Salı
Çocuklarımız Ne durumda?
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Aşkın Adı Delilik mi?
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var ya da Ayten’i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten’i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li iki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok
Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
iki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
İşte! Yine 14 Şubat
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Bir Kadını Mutlu Etmek!
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Bir Erkeğin Ayrılık Evresi
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Hoş Geldin Yeni Yıl!
Yine bir yıl daha geldi. Yılbaşı telaşı başladı.
Yeni yıla nerede ve kiminle girsek!
Evde mi otursak! Dışarıda mı kutlasak!
Kimlerle beraber olsak ya da bir başımıza pijamalarımızı
giyip televizyonun karşısına geçip,
bütün yılbaşı programlarını mı eleştirsek!
Yılbaşı ağacı süslesek mi ya da kaldırması
zor oluyor deyip üşensek mi?
Ya da günahtır, Hıristiyanların inancıdır deyip vaz mı geçsek!
O da olmadı! “Benim ağacımdan ve inancımdan kime ne”
deyip en güzelinden yine de süslesek mi?
Bir sürü çelişkiyle yeni yılı karşılamaya hazırız.
Yeni yılın anlamı adı üzerinde;
Yaşanmamış yepyeni bir yıla geçiş, arınma, temizlenme…
O yıl yaşadığınız olumsuzlukların silinip yeni bir yılda
daha az hata ile yola devam etme şekli.
Bu sene yapamadıklarını gelecek seneye aktarma.
Yeni başlangıçlar, yeni umutlar!
Bunların hepsi bir araya gelince insanın içinde
başka bir coşku oluşuyor.
İçinizde bu coşku varsa;
Süsleyin evinizi, ofisinizi gönlünüzce.
Nerede ve kiminle olmak istiyorsanız orada olun!
Yaşadığınız hiçbir şeyin pişmanlığını duymayın!
Kendisini seven ve tanıyan insan, sonradan üzüleceği şeyleri yapmaz.
Yapsa da pişmanlık duymaz.
Bu yıl bambaşka bir yıl olsun sizin için.
Gerçekten! İçinizde kalan ne varsa hayata geçirin.
Boş şeylere takılmayın, dedikodulara yoğunlaşmayın!
Bu yıl sizin müstakil yılınız olsun! Sadece size ait…
Sorumluluklarınızdan biraz izin isteyin,
minik molalar verin gün içinde.
Daha çok telefonla konuşun sevdiğiniz insanlarla,
olumlu şeyler radyasyon etkisini yok eder.)
Eski arkadaşlarınızı bulun, hepsi size ayrı enerji verecektir.
Moral ve umut insanı her türlü hastalıklardan korur.
Yıllarca üye olduğunuz spor kulüplerinin artık hakkını verin.
Ödediğiniz para ile değil, orada yaptığınız fiziğinizle övünün.
Güzel yaşlanmanın bilincine varın.
Yaptığınız her şeyin zevkini çıkarmaya çalışın.
Elleriniz dolu marketten çıktıysanız, söylenmeyin!
Alabildiğiniz her şey için şükredin!
İş hayatınızda, ev hayatınızda yükünüzü azaltın.
Sadece kendi işinizden sorumlu olun.
Her türlü yeniliğe açık olun.
Ev işleriyle fazla vakit kaybetmeyin!
Kendinizi geliştirin ve zaman ayırın.
Kısaca “Hayatınızı kolaylaştırın”
Yaşadığınız her şeyin üzerine bir çizgi çekip, sil baştan deneyin inadına.
İşte size bir fırsat daha!
Şebnem Ferah'ın şarkısında söylediği gibi;
“Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen, Hayatı Sıfırlamak”
Hepinizin yeni yılı kutlu olsun, umutlarınızın tükenmediği,
her defasında yeniden ayağa kalktığınız,
keşkelerinizin azaldığı, başarılarınızın çoğaldığı,
sağlık ve huzur dolu güzel bir yıl sizinle olsun…
Mutlu Yıllar...
Belgin BAYKAL
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Yaşın Dörtlü Rakamla Başlıyorsa!
Hayatın en korkulan yaşı sayılır kırklı yaşlar.
Sanki her şey bitmiş, hiçbir şey yapamamışsın gibi.
Belki de yaşlanma etkilerini hissettiğin ilk yıllar…
Ya da artık "orta yaş" grubuna dahil edildiğin zaman.
Ben de bu yaşlara gelince başta biraz korkmuştum.
Ta ki kızımın arkadaşlarının “teyze” demesiyle,
ya da kimilerinin hâlâ “abla” demeye çalışmasıyla...
Ama şimdi?
Bunların hiçbirinin bir önemi kalmadı benim için.
Hayatta yaşımı bu kadar sevdiğim bir dönem hiç olmamıştı.
Sezen Aksu’nun o meşhur şarkısındaki gibi:
“Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler…”
Eğer bu aklımla verilecekse, hemen isterim!
Ama o toy ve ürkek zamanım verilecekse,
bu halim kalsın yeter.
Gençlik yıllarım hep koşuşturma,
hep güvensizlikle geçti.
Yaşımın güzelliğini yaşadığımı hiç hatırlamıyorum.
Korkularım vardı, endişelerim hiç bitmedi.
Sonra evlilik girdi o yılların arasına.
Alışma ve alışılma dönemi…
Derken çocuk büyütme telaşı,
iki katına çıkan kaygı.
Doğum günlerim, gözümün önünden
geçen yirmili ve otuzlu yaşlar…
Sanki "anlaşılamadan mezun olduğum" bir dönemdi o yıllar.
O kadar çabuk geçmiş ki!
Anneannemin gençlik sohbetlerini şimdi daha iyi anlıyorum.
"Hiçbir şey anlamadım nasıl geçtiğini" derdi.
Çünkü o yaşlar hep koşuşturma ve korkularla geçiyormuş meğer.
Ama şimdi?
Her şeye bakışım çok farklı.
Hayattan en keyif aldığım,
kendimi en çok sevdiğim dönem.
Ne saçlarımdaki beyazlar,
ne kaz ayaklarım,
ne de başka yerlerdeki ayak izleri…
Hiçbiri umurumda değil!
Sadece huzurum ve kendime aitlik duygum
beni zengin kılıyor.
Artık kimseye kendimi sevdirme ya da anlatma telaşım yok.
Anlayan anlamıştır, anlamayan çoktan yoluna gitmiştir.
Terk edilme, yalnız kalma korkularım da çok geride kaldı.
Zaten hep yalnız olduğumu anlamam da
işte bu dörtlü rakamların hediyesi.
Bu yaş, bazı gerçekleri kabul ettiğin dönem:
Her ne olursa olsun kimseyle
koşulsuz yola çıkılmayacağını,
tedbirli yaşamak gerektiğini öğrendiğin yer…
Yani: Beklentisiz yaşam!
Bu yaş;
kendini daha çok sevdiğin,
daha fazla mutlu ettiğin,
yaşarken kıymet bildiğin yaş.
Sakın korkmayın!
Geçmişten ders aldığınız,
kendinizi olumsuz düşüncelerden arındırdığınız,
en verimli ve içten yaşınızı
sevgiyle kucaklayın…
Çünkü gerçekten yaşam şimdi başlıyor.
Sevgilerimle,
Belgin BAYKAL
Kendimi yazarak ifade ettiğimi anladığımdan beri yazdım ve sizlerle paylaşmak istedim. Belki satırlarımda kendinizden bir şeyler bulursunuz☺️
Beklentinin Sessiz Yükü
Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...
-
Geçen gün gözüme bu cümle çarptı ve üzerinde yazı yazacak kadar düşündüm. "Anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan...
-
Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanlardandır. Bazıları 70 yıl kadar yaşar. Ama bu uzun ömür için, 40 yaşına gel...
-
Aile terapisti Dr. Susan Mandel, “Erkeklerin aldatmakla ilgili sorunları şu: Erkekler kadınlar gibi ilişkilerde yapıcı ve iletiş...



