Bu Blogda Ara

8 Mayıs 2012 Salı

Her Zaman Masum muyuz?










    Ne kadar kendimize inanan, hatalarından ders almayan insanlarız?
    Her olayda savunmadayız.
    Diğer taraftan bakıp düşünmek yerine,
    sonuna kadar savaşmayı tercih ediyoruz.

    Olayların üzerine gitmemeyi,
    durup üzerinde düşünmeyi öğrenemedik bir türlü.
    Geçmişten gelen savaşçı ruhumuzdan mı kaynaklanıyor acaba?

    Kelimeleri içimizde tutmak zor geliyor,
    haklıyken haksız yere düşüyoruz.
    Sözler tüketiliyor, kalpler kırılıyor…

    Bunun üzerine özür dileyemeyecek kadar da "gururluyuz"…

    Hayatta bütün seçimlerimizi aslında kendimiz yapıyoruz.
    Sadece seçemediklerimiz ailemiz ve çocuklarımız.
    Doğduğumuz zaman elimize bir katalog verselerdi,
    herhalde üzerinde çok oynamalar yapardık:
    "Annem bu olsun, babam bu olsun, kardeşlerim şunlar olsun..." diye. :)

    Ne yazık ki elimizdekilerle yetinmek durumundayız.
    Aynı zamanda geçinmek ve kabullenmek zorundayız.
    Her zaman haklı olamayız. Önce bunu bilmemiz gerekiyor.
    Hataları başkalarına yüklemek yerine,
    önce kendimizi gözden geçirelim:

    • Ne kadar doğruyuz?

    • Ne kadar güveniliriz?

    Herkes kendisini sevmeli diyoruz ama
    bu kavram sıkça karıştırılıyor.
    Bencillik ile kendisiyle barışık olmak,
    çok başka şeyler.

    Ben kendimi insan olarak seviyorsam,
    başkalarını da sevmeliyim.
    Ama sadece kendimi seviyor ve kolluyorsam,
    başkalarını sevme ihtimalim çok azalır.
    O zaman sadece sözde sevebiliriz.

    Peki, neleri değiştirebiliriz?
    Kendimizi… tabii ki.
    Ne kadar huylarımız ve karakterimiz
    değişmeyecek gibi gözükse de,
    üzerinde biraz çalışırsak bir hayli yol alabiliriz.

    Ben kendimde bunu denedim.
    Eski takıntılarımdan kurtulmayı başardım.
    Değer bulduğum yerde vakit geçirir oldum.
    “Asla” kelimesini kullanırken
    daha ılımlı yaklaşmaya başladım.
    Herkesi olduğu gibi kabul etme şekli,
    hayatımı kolaylaştırır oldu.

    Ama!
    Yol alamayacağımı hissettiğim insanları bir kenara ayırdım.

    Siz de kendinize bir şans verin.
    Hayata kendinizi olduğunuz gibi bırakın.
    Tıpkı denizde sırtüstü yüzer gibi…

    İnsanlara kendinizi olduğunuzdan farklı gösterme çabalarıyla yorulmayın.
    İnanın her şey bütün çıplaklığıyla ortada.
    Siz ne kadar üzerinizi pahalı şeylerle örtmeye çalışsanız da,
    sizin görgünüz, bilginiz, kendinize kattığınız değerler
    gerçek değerinizi ortaya koyacaktır.

    Başkası olma, kendin ol. Böyle çok daha güzelsin
    diye boşuna dememiş Tarkan. :)

    Belgin Baykal

    Hiç yorum yok:

    Beklentinin Sessiz Yükü

    Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...