Bu Blogda Ara

8 Mayıs 2012 Salı

Siz de Fırtınada Uyuyabiliyor musunuz?











Siz de Fırtınada Uyuyabiliyor musunuz?

Hayatta alınan unvanların bedeli ağırdır.
Ve bu unvanların getirdiği sorumlulukları hakkıyla yerine getirmek 

hiç de kolay değildir.

İnsanı insan yapan ve onu başkalarından ayıran şey, 

üstlendiği görevleri layıkıyla yerine getirmesidir.


İşinizi eksiksiz yapıyorsanız, özel durumlarda sıkıntı yaşamazsınız.


Ama işin sorumluluğunu başkalarına devreder, 

kendinizi bu işten soyutlarsanız...


Bir gün sorun kapınızı çaldığında şaşırmayın. 

Ve kimseyi de suçlamayın!

Bu noktada yıllardır aklımdan çıkmayan bir hikâye gelir aklıma:


🌪 Fırtınada Uyuyabilirim

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir bölgede bir çiftlik satın alır.
İşe başlar başlamaz bir yardımcı arar.
Ama herkes çiftliğin konumunu görünce geri kaçar:

“Burası çok fırtınalı, burada çalışılmaz.”

Nihayet çelimsiz, yaşını almış bir adam işe başvurur.
Çiftçi sorar:

“Çiftlik işlerinden anlar mısın?”

Adam cevap verir:

“Sayılır... Fırtına çıktığında uyuyabilirim.”

Çiftçi bu tuhaf cevaba çok takılmaz, çaresiz işe alır.

Zamanla adamın işini iyi yaptığı görülür.
Ta ki o büyük fırtına gecesine kadar...

Gece yarısı çiftçi fırtınayla uyanır, bina çatırdamaktadır.
Koşarak işçiyi uyandırır:

“Kalk! Fırtına çıktı, her şey uçmadan bir şeyler yapalım!”

Adam mırıldanır:

“Gidin yatın. Size söylemiştim, fırtına çıktığında uyuyabilirim.”

Çiftçi sinirlenir ama dışarı çıkar.
Bir bakar ki...
Saman balyaları bağlanmış, üstü örtülmüş.
Ahır kapıları desteklenmiş, hayvanlar içeri alınmış.
Evin kepenkleri kapatılmış.

Her şey hazırdır.
Çiftçi gülümseyerek yatağına döner ve mırıldanır:

“Fırtına çıktığında uyuyabilirim.”


Bu hikâye sadece bir çiftliği değil, bir toplumun ve 

bireyin sorumluluk anlayışını anlatır.


🌍 Peki biz?

Yıllardır maden ocaklarında yaşanan kazalar...
Depremlerle yıkılan şehirler...
Yarım kalan önlemler, ihmal edilen canlar...

Bazen şehitlerimiz için yandı kalbimiz, bazen evini kaybeden insanlar için. 

Böylesi acılarda her şeyin planlamasını önceden 

yapmamış olmanın bedeli çok ağır oldu.

Herkesin unuttuğu günlerde bile bazıları o fırtınada uyanık kalmak zorundaydı.

Hayat, "bir gün bakarız" diyerek yürütülecek bir program değildir.

Bugün rütbeniz, mevkiiniz ne olursa olsun...
O önemli gün geldiğinde siz de fırtınada uyuyabilecek misiniz?

Sevgiyle kalın...

Belgin BAYKAL

Hiç yorum yok:

Beklentinin Sessiz Yükü

Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...