Bu Blogda Ara

8 Mayıs 2012 Salı

Çoklu Yalnızlık!















Çoklu Yalnızlık

Ne kadar çok hissederiz bu tanıdık duyguyu aslında.
Kalabalık içinde bile yalnız kalır ruhumuz sessizce.
Psikologlar en çok bu cümleyi duyarlarmış danışanlarından:
“Kendimi çok yalnız hissediyorum.” Bu cümle çok tanıdık.
İnsana en yakın ve en gerçek duygu: yalnızlık.
Tek doğarız, tek ölürüz, yalnızlıkla geliriz dünyaya.
Yalnızlık doğuştan gelir, sonradan edinilmiş bir duygu değildir.
Doğamızda vardır, kendi doğrularımızla yürürüz bu yolu.
Bu yolda bazıları ruhumuza dokunur, bazıları geçer.
Dokunmayanlara mesafe koyarız, çünkü bağ kuramayız.

Hayat, yönünü bilenler için akışında ilerleyen bir nehirdir.
Peki hatalar nerede başlar, nerde kopar ipler?
Ruhuna dokunulduğunu sananlar, yanılır ve sapar.
Yanlış hissin peşine düşüp karışır çoklukla hiçlik.

Kendine yer bulamaz, sığamaz hiçbir yere gönlün.
Benlik ve ruh arada kalır, yalnızlaşır fark etmeden.
Pişmanlık ve haklılık arasında kaybolur, zarar verir.
Nereye ait olduğunu bilememek, acı verir insana.
Bu iç sıkıntısı, yaşamın geri kalanına gölge düşürür.

İçsel savaş başlar, dışarıdan görünmeyen bir kıyametle.
Ne kendini mutlu edebilir, ne de yakınlarını güldürebilir.
Yüzleşemediği duygularla didişip durur içinde sessizce.
Benliğindeki gelgitler, daha da derinleştirir yalnızlığı.
Anlaşılmadığını söyler, hatta buna inanır zamanla.
En sevdikleri yanındayken bile sevgiye aç kalır.
İlgi bekler, dokunulmak ister ama söyleyemez bile.

Hayat da doğa gibidir aslında, sade ve net.
Evrensel yasalar hep işler: ne verirsen onu alırsın.
Ve bazen çok büyük bedeller ödetir hatalı seçimler.
O yüzden dönüşü olmayan hatalarda dikkatli olun.
Yalnızlık duygusunu körüklemeden yürüyün bu yolu.

Mutlu ve iç huzuruyla kalın…

Belgin BAYKAL

Hiç yorum yok:

Beklentinin Sessiz Yükü

Beklentiyi yok saymak kolay bir öğüt. Ama insan en çok, değer verdiklerinden bir şey bekler. Bu duygu emek verdiğin yerde doğar. Bir bağın...