Eski zamanlarda yaşamış büyüklerimizi düşündüğüm zaman,
ne kadar rahat ve mutlu olmamız gerektiğine inanıyorum.
Bizde ise tam tersi olmaya başladı.
Hayatımız kolaylaştıkça, mutluluk oranlarımız daha da azaldı.
Eskiden yapılan bütün işler, aslında birer terapi değeri taşıyordu.
Çünkü ruhunu dinleyecek, kendini sorgulayacak zamanın yoktu.
Çamaşırlar, bulaşıklar elde yıkanırken, farkında olmadan ruhun yıkanıyordu.
Dikiş dikerken yaralarını birleştiriyordun.
Ortaya çıkardığın şeyler seni mutlu ediyordu.
Artık insan dertleri de lükse girdi.
İş güç otomatiğe bağlanınca, arayış başladı:
"Ne yapabilirim? Nasıl mutlu olabilirim? Ruhum ne âlemde acaba?"
Yani; boşluk ve hoşluk sorgulamaları…
Bunu fark edenler artık doğaya kaçıyor.
İnsandan uzak, kendine yakın alanlarda kamp yapıyor.
Ruhsal yolculuk kampları, meditasyonlar, sessizlik inzivaları artıyor.
Kamp ateşi etrafında anlatılan hikâyeler,
kendinle yüzleşme saatleri hâline geliyor.
Ama hâlâ çok azımız gerçekten yavaşlamayı başarıyor.
Daha iyi ev, daha iyi araba, daha iyi bir hayat derken…
Nerede kaldı sağlık, mutluluk, dostluklar ve paylaşımlar?
Birilerine anlatmak için tatile çıkacaksan,
hava atmak için arabanı, evini değiştireceksen,
dostluklarına ve arkadaşlıklarına sahip çıkmayacaksan,
ailenle yeterince vakit geçirmeyeceksen,
her koşulda önce kendini düşüneceksen;
o zaman sen de lüks ve sahte kalabalıkların olduğu
yalnız bir hayatı kendine layık görenlerdensin.
Ortamlar paylaşıldıkça güzeldir.
Girdiğin ortamda sürekli kendini övüp,
yediğin içtiğin, gezdiğin yerleri sana sorulmadan anlatıyorsan,
boşuna o ortamı da kirletme!
İnsanların gözünde nasıl görünüyorsan, öylesindir.
Farklı cümlelerle kendini ifade etmeye çalışma!
Ne kadar uğraşırsan uğraş, karşı taraf sana çoktan notunu vermiştir.
Siz de aynısını yapmıyor musunuz?
Karşınızdaki insanı dinlerken,
kafanızda onunla ilgili bütün kritikleri gözden geçirmiyor musunuz?
Sizi rahatsız eden cümlelerini beyninizde not almıyor musunuz?
O hâlde, neden başkasında hoşlanmadığınız şeyleri yaparak
siz de bu kısır döngüyü sürdürüyorsunuz?
Artık mutlu olmak istiyorsanız, doğal olma zamanınız geldi.
Bırakın kendinizi olmadığınız gibi gösterme çabalarını!
Rahat olun!
O zaman hayatınız daha da kolaylaşacak, inanın.
Hırslarınızı, mutsuzluklarınızı sizden çok uzaklarda bırakın.
Birilerine bir şey söylerken,
kendinizin o sözlerden hoşlanıp hoşlanmayacağınızı düşünün!
Kelimelerin ağızdan çıkması bir saniye,
onun hafızalardan çıkması bir ömür sürer.
Mutluluk sizde saklı!
Çok uzaklarda aramayın!
Sevgiyle kalın…
Belgin BAYKAL

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder