Hayatımızın iki önemli katılım merasimi…
Birisinde mutluluğu, diğerinde acıyı paylaşmak.
İkisi de amaçları iyi olsa da, ne kadar çelişkilerle doludur aslında.
Düğün merasimlerini düşündüğümüzde;
Aylar öncesinden başlar hazırlıklar, iki tarafı da memnun etme telaşı…
Ortada bir sürü laf söz, herkesin tecrübesi ve beklentisi...
Gelin ve damadın en çok bunalıma girdiği süreç…
Hiçbir şeyin yetişemeyeceği düşünülen, hep bir aksilik
beklentisiyle geçirilen dönemde;
Sonunda beklentiler yerini bularak, düğün merasimi gerçekleşir.
Geride kırılanlar, unutulanlar ya da ilgilenilmeyenler
olarak bir sürü memnuniyetsiz insan kalır.
Ne için yapılır bu düğünler?
Gergin ve rakip görünümlü aile taraflarını bir araya getirmek
ve eğlendirmek için mi?
Eş, dost gibi bilinen insanların dedikodularına maruz kalmak için mi?
Evlenecek çiftlerin kendilerini eğlendirmeleri için mi?
Yoksa “Düğünümüz oldu” demek için mi?
İki tarafın da kayıp günüdür aslında eğlenilen gün.
Bir taraf “gül” gibi kızını vermiştir, diğer taraf “aslan” gibi oğlunu...
Çocukların yuvalarından uçtukları gün yani!
Başka hayatlarda, başka soluklar ve uyanışların başladığı…
Zor bir süreç başlar her iki taraf için de.
Aileler, çocuklarının hayatlarını çekilip uzaktan izleyemezler!
Eskisi gibi görüşmek ve bir arada olmak isterler.
Görüşemedikleri her hafta için sitem dolu mesajlar verilir:
“Niye aranıp sorulmuyoruz?” diye...
Çocuklar da kendi programları ve kararları doğrultusunda davranmak ister.
Böyle olunca, iki tarafın da durumu daha da zorlaşır.
Evlenince her şeyin daha güzel olacağına inanan çiftler şaşırırlar:
“Böyle mi devam edecek bundan sonrası?” diye...
Beklentiler bitmediği sürece böyle sürüp gider.
Flört ettiğiniz günleri özler olursunuz.
Önlem alınmazsa, büyük hasar alır beraberlikler.
İdare etmek ve sabırlı olmak şart olur…
Cenaze merasimleri de başka bir yıkımdır insan hayatında.
Sevdiğini kaybetmek ve çok özlemek…
O acıyı sadece yakınları bilir.
Onlardan başka kimsenin içi yanamaz; onlar kadar kimse içten üzülemez.
Ne kadar üzgün olduklarını belirtseler de,
acılı ailenin yanında hafif kalır sözler.
Onlar, üzüntü ölçer bir şekilde, cenaze sahiplerinin kimliklerini saptarlar.
Ve en çok kimin üzüldüğüne karar verirler!
Diğer yandan da, cenazeye katıldığı için huzurlu;
bir gün aynı acıyı yaşayacağı için üzgündür.
Düğün de cenaze de kayıptır aslında…
Birisinde daha az görürsün, diğerinde hiç göremezsin ve çok özlersin...
Ne kadar olaylar farklı yaşansa da,
bugünlerde eşimizi dostumuzu yalnız bırakmamalıyız.
Acı da, mutluluk da; samimiyetle paylaşılarak azalır ve çoğalır…
Sevgilerimle,
Belgin BAYKAL

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder